Archive for Mayıs, 2010

Mahkeme Feraşesi.


2010
05.04

- Sanık ve tanıklar burada mı !
- Burada !
-Feraşe aşk’a teşebbüs ile suçlanıyorsun , söylemek istediğin birşeyler var mı ?

-Tabii azizim , öncelikle sesim biraz kısık üzerinize afiyet biraz aşk gribi olmuşum havada fazla sevgi mikrobu var , bünyeme zarar veriyor. Şurdan başlayalım , on beş sene evveldi bir nisan sabahı gözlerimi açtım. Geri dönmek için Tanrı’ya mektuplar yazdım . Hepsi reddedildi. Hikayem böyle başladı ama aslen ilk kavgamı göbek kordonumla yapan ben , dünyaya ulaştığım gibi göbek bağımı kendim kopardım. “Yürüdüm , büyüdüm , okudum yazdım.” sanıldı. Fakat ne yürüdüm ne büyüdüm ne okudum ne yazdım ne de kış. Ulaşamıyorsan son sefere anlamı yok yürüyüşlerin koşuşların , bireyden aynı zevki almıyorsan anlamı yok büyüyüşlerin.Anlamını bilmiyorsan bir değerin okumanın da anlamı yok yazmanın da. Ben sadece yaşayanlardandım. Ot gibi fakat ferah. Başım hep dik. Bir kasım sabahı evden kaçtım , ilk durağım evimin bodrum katı oldu. Yakalanmadım ama kaçmama rağmen evden uzak da kalamadım.
İkinci durağım Hindistandır. Orada bir hintli bir usta ile tanıştım. Bana okumayı öğretti ben okumayı orada söktüm. Bir gece usta uyurken kaçtım. Gördüğüm ilk meyhanede sabahladım. İlk tanık ile orada tanıştım. Fakat kendisine aşık değilim. Hiç olmadım. O öyle sanıyor sadece. Ben içime aldım doğru fakat kendisi beni içine sokamadığı sürece aşk da olmuyor malesef.
Usta beni çok aramış. Bulamamış. Geldiğimde kapıda bir not buldum , Amerika’ya gidecekmiş . Hayatını yaşayacakmış . Şaştım kaldım ! Ve ikinci tanık ile böylece tanıştım , adı “yenilen ilk kazık” diye lugatıma geçti.Derindir ki yüreğime batmış ardından çıkamamıştır. Gene yollara düştüm. Bir tan vaktiydi , uçurumun yanına durdum. Ayağım kaymamıştı ben atladım. İlk sevdama düştüm ve ilk ölümüm böyle gerçekleşti. Sonra bir kelebek gördü beni , yaralarımı sarmaya kalktı. Son yarayı o kanatsa da minnet duydum , ertesi güne kalmadı öldü zaten.
Kılık değiştirdim , saçlarımı kazıtıp bir kuşa armağan ettim sonradan duydum ki yuva yapmış.

Japonyaydı sonraki durağım , kendimden sonraki ilk cinayetimi orada dilini anlamadığım bir adamın üzerinde işledim. Nisandı . Ceseti bir ormanda bıraktım . İki elim kanda sevday(/l)a koştum. Koşmayı da ilk bu zaman öğrendim. İnsanın damarları kanı vardır dediler inanmadım. İlk deneyimi kendime kanıtlamak için yaptım . Öyle ki inanmak için kanım kalmadı , hepsi sevdaya aktı.

İkinci cinayetimi bir mart gecesi yaptım. Gittim uçurumu yaktım. Birşey değişmedi , gene ben öldüm. Başka bir uçurumdan atladım , ölmedim. Diğerinden atlasam ölecektim oysa. Uçurumlar üzerime gelir oldu dağlara vurdum kendimi. Kimse indiremedi.

Hintli Usta bulmuş izimi , Amerikada yemiş içmiş Hindistana geri dönmüş , öğrencilik teklif etti. Kabul etmedim. Bu dağdır yeni kentim.  Üçüncü tanık ile burada tanıştım ve yeni cinayetimi kendim için kullandım.
(İnsanlar intihar ederek ölürler , oysa ben öyle miyim? Kendi üzerime cinayetler işlerim. Sonra kendi kendisinin katili olmuş ama umursamaz ruhlar gibi olmam. Kendime kızarım belki ama şuursuzca öldürülmüşçesine. )

Uyandığımda Afrikadaydım , beyaz olduğum için kovalandım . Son paramı 2 kutu ayakkabı boyasına verdim. Siyaha büründüm . Saçlarım gene çıkmaya başlayınca anlaşıldı beyazdım ama içim kararmıştı kabul ettirdim kendimi. Dördüncü cinayetimi cimri kabile lideri yönünde kullanacaktım ki o gece kendimi vurdum. Ölmedim. Sevdiğim adama beni vur dedim. Önce son birkez sarıldı , son duanı et dedi. “Beni sakın unut..” derken vurdu öldüm. Son duamı bile edemedim.

Uyandığımda bir İngiliz Kontluğundaydım. Bu sefer bir hizmetkar olarak uyandım. Kontlarla alıp veremedğim yoktu aslında fakat dedikodumu yapan birkaç aşçıya kızdım. Kontun yemeğine zehir damlattım. Meğer gerek kalmamış yemeği götürmeden önce intihar etmiş. Yemeği kendim yedim. Ölmedim. Son zamanlarda kendi kendimi öldüremiyorum . Hastahanede yattım sıkıntıdan ovuşturduğum serumdan bir peri çıktı. “Ölümlerden ölüm beğen” dedi. Güldüm. “Gene mi son an?” Yarı bozuk aksanıyla “evet” dedi. Dilini bilmediği için
bir Japonu öldürmeye kalktığımı bilmiyordu belli. Ama karşı koymak bile istemedim , öldür dedim.

Kabul olmamaış dualarım , tutulmamış sözlerim günah dolu iyi kilerim ve keşkeye boyanmış bir hayat yaşadım. Sabah uyandım birkaç asker beni aldı yola çıktık. Belki de son bir kez çiçekleri izledim son birkez yaseminleri kokladım, buradayım.

-Tanıkların anlatmak istediği birşey var mı ?
-Birimiz eksik !
-Kim ?
-Suç mahalinde Feraşenin yanında olan birisi daha vardı boynundaki güneş kolyesi dışında. Bu suça beraber teşebbüs etmişlerdi fakat kendisi tanık olarak yargılanıyor. Son seferlerinde Feraşe çok korkutmuştu onu , uzun zamandır konuşmuyordu yeni yeni konuşuyor.
-Çağırın gelsin !

(Kapıdan bir adam girdi , hiç kimse diyemezdi . Bu kadar şeyi Feraşeyle yaşamış. Yargıçın sorularına kısa kısa cevaplar verdi. Ama herşeyi doğruladı.)

Yaz kızım,
Gereği düşünüldü sanıkların suçu sabit tutulup sanıkların hücreye kapatılmasına karar verildi.
Tanıkların dosyalarını inceledik , alkol’ü zaten biz atıyoruz içeri o kaçıyor ! Şişede durduğu gibi duymuyor ki . Israr , serbest bırakın gitsin yazık zaten kaale bile alınmıyor. Kazık , buna 2 yıl verin gerçi alkol gibi heryere sızıyor , her yaranın altından kocaman kazıklar çıkıyor ! Feraşeyle . . Adı ? Adı neydi bu adamın ?

-İsmi diğer soyadı yarı.

Feraşeyle Diğer Yarı’nın hücreye kapatılması yönünde karar verildiğine göre  , son istedikleri bişey var mıdır ?

Diğer Yarım , konuştu.

-Var ! Cinayetleri beraber işledik , birbirimizi beraber vurduk. Feraşe farkında değil , ben onun ilk kavga ettiği göbek bağıyım aşktan yana. Farkedemese de Hintli Ustası da bendim , başka başka bürünüp geldim. Cimri kabile lideri de bendim. İngiliz kontu da . Yaşamım boyunca karşısına çıkmaktan bıkmadım ! Değişmedim , değiştirildim. Son dileğimdir kayda geçilsin , bizi hapsedin.
Yüreklerimizi serbest bırakın , bırakın ki gökyüzünde sarmaş dolaş uçuşsunlar.
Bırakın ki hiç olamadıkları kadar birbirlerine ait olsunlar.
Biz hücrede de kalırız , hapsolabiliriz.
Fakat duygularımızı sığdırdığımız , sellere bürünen yüreklerimiz.
Yüreklerimiz , sanırım onlar bizim kadar küçük değiller.
Bir deli sevdayla daha kavrulamayız ,
Deliyiz doğru fakat sevdaya bir daha yeminlenmişsek şayet , aynı darağacında asın bizi.
Gözüm arkada kalmaz.

gözdemirbilek.
19.54
04.05.10


-->