Bir İhanete Gebeyim

2010
03.26

Kendimi bildim bileli bir acıya gebeyim.
Bir ihanet’i sevdim . Acı’yı canla başla uğraşmayı sevdim . Müptelâ oldum acısına , müptezel aşkın hissi ve öylesine kaybetmişti ki kendimi kaybetmekte zorlanır olmuştum.

Bir ihanet sevdim ,  kocaman bir düştü , düştü parçan kırıldı canım . Can kırıklarım ayağına battı ihanet’in. Apar topar bir özür diledim. Kanı aktı , içime süzüldü , kana karıştı , yardan düştü.
İçime kelebekler üşüştü.
Bir ihanet sevdim , uzak memleketteydi oysa. Hatta kokusunu dahi duymadığım bir ihanetin konusunu tasarladım günlerce kafamda. Parfüm bildim , esansına biraz hüzün kattım ekselanslarının . Yalnız gecelerde sıktım üzerime , bende her gece yalnızlık bende her gece sarmaş dolaş sev’işme. Sanatından belli ruh ile ,  zamanla koku üzerime sindi.

Bir ihanet sevdim , bir ihanetten gebeyim artık yazmıştım son mektubumda o’na. “Ne kadar güzel” demişti. “İstediğin bu değil miydi. Al sana benden bir parça!”
Haberin olsun diye yazıyorum bu mektubu . Ben bir ihanet tohumuna değil bir ihanet’e hamileyim. Fark kocaman , fark büyük , fark ince espri , fark yüksek dozda alerji. Anlayamazsın demek istediğimi .
Anlaman zor , kime ne yalanlar söyledim.
Söyledikçe karnım uzadı .
Pinokyo gebe kaldı , tahta kurularından çok korkardım oysa.

Bir ihanete gebeyim.
Çok sevdim dedim ,çok sevdim elbet yalan değil. Unutmak mesele değil , mesela olan silmek
tamamıyla . Sen kapağı kapatılmış , henüz yayınlanmamış , çatı arasına saklanmış kalın kaplı defter. Sen öyle bir deftersin ki , kapağı kapatılmış olmasına rağmen yazmıyor noktanın bittiği yerde “Son” diye. Çıkartıp yazmaya niyetim yok , mürekkep dolusunca akıttım zaten seni. Ağır bir roman yazdım deftere , tek ağırlığı kocaman bir ihanet zinciri.

Bir ihanete gebeydim ki ,
Gece yarısı hicivle uyanıp bir bardak mutluluğu boca ettim başımdan aşağı. Aşk aşerdim sanırım bilhassa. Sen başka kadınların koynunda deli gibi özlerken beni,  her tende beni aramaya devam ederken ben sadece yetindim kokunu boca edip uyumakla.
“Nasıl bir fırtına kopardıysa yüreğim , sahipsizdir bu şehir. Ben adını heceledim , söylenecek tek kelimeydin ki ben yanlış şehir seçtim” demişsin bilmem kaçıncı yalan seferinin hangi aşk’ın arasında. Köhne , boş , ıssız belki de satılık bir arsayım.
Satılırken “Karım’a elverişsiz” diyecekler. Alan olmasın beni , topraklarım zehirli.

Ve bir acıya müptelayım.
Aradan bir yıl geçti . Doğum günün kutladım bir yanılgının geçen gün. Hani demiştin ya “evlen bir gün ama benim kalacaksın” bak ben unutmadım.

Sana neler yapmışlar böyle .
İsmin geçti geçen gün nerede dedim göçtü dediler hakkında.
Hayret , sen ve göçmek ne büyük bir felaket.

Bilmeni isterim ihanet tohumuna lüzum yok , ihanet diyorum bak. Seni kusuyorum günlerdir , biraz da baş ağrım var. Ha bir de durmadan acıya aşeriyorum.
Merak etme ben teşhisi koydum sana gebeyim.

Sen benim 9 ay 10 günüm , kalbimde kocaman bir bebek büyüttüm. Fakat öyle bir sevgi ki , doğuma saniyeler kala göbek kordonunla intihar ettin.

Ah ne yazık bile diyemedim adına.

İyi ki doğmamışsın derim , bir kahin kesesinde büyüyüp rahim kesesinde öldün.
Ağır demiştim romanım , bu da bi’ parçası.

Gönderilmeyen mektuplar , 9.

gözdemirbilek ,
24.03.10/22.37

Your Reply


-->